27 02 2009

İnanılmaz Bir Hikaye

Okyanusun kıyısında,büyük ağaçlarla dolu gür bir orman vardı.Ormanın içerisinde kurulmuş asker karıncaların yaşadığı bir köy vardı.Oldukça yoğun çalışırlar ve birlikte olmaktan çok büyük haz duyarlardı.Günün büyük bölümünde çalışan karıncalar,diğer zamanlardada birlikte olur ve sohbet ederlerdi.Manilo isimli asker karınca fikir olarak diğerlerinden farklıydı.Bir gün genç asker karıncalar birlikte sohbet ediyordu.
-Aşk hakkında konuşalım mı diye bir fikir attı.
Manilo:Aşk diye bir şey yoktur,dedi.
Tüm arkadaşları şok olmuş ve hep bir ağızdan ‘’bu nedemektir manilo,açar mısın?düşünceni’’
Manilo:Aşk diye bir kavram yoktur.Kişi neslinin devamı için evlenir ve çoğalır.Bunu yapması mecburidir.Ancak sevği vardır.Buda evlendikten sonra şekillenir.
Arkadaşları,dikkatle Manilo ‘yu dinlediler.İçlerinden birisi:
-Manilo,senin aşık olmanı görmek isterdim,dedi.
Manilo: (dalğacı bir gülüşle)çok beklersin dostum,o gün gelmeyecektir.
Ve Manilo yanlarından ayrıldı.Çevresinde çok zeki,çalışkan ve azimli olarak bilinirdi.Oldukça sevilir,kolay kolay kalp kırmazdı.Günler her zaman ki gibi geçiyordu.Olaganüstü bir şey oldu ve tüm gençler orduya çağrıldı.Tabii Manilo da orduya katıldı.Köylerini savunmak onunda göreviydi.Sert bir savaş olmuş oldukça fazla kayıp vermişlerdi.Manilo da ağır yaralanmıştı.Manilo gözlerini açtığı zaman bir hastehanedeydi.Ve oldukça acı çekiyordu.Ağrıları sağ bacağından geliyordu,yavaşça başını kaldırdı baktı :
Manilolamaz! Diye çığlık attı.
Sağ bacağı savaşta kopmuştu ve acıları bundan dolayı oldukça fazlaydı.Çok üzülmüştü.Çığlığını duyan bir hemşire odaya geldi.O da ne!Biraz önce acıdan ve uzvunu yitirmenin sarhoşluğuyla ağalayan Manilo,susmuş ve hemşireye bakıyordu.Uzun süre gözleri birbirinden ayrılmadı.Adeta bir an zaman durmuş ve hemşire ile Manilo,o zamanda derin bir yolculuğa çıkmıştı.Derken bir ses;
Hemşire:Ağrınız mı var?
Manilo:şey benim mi?
Hemşire:evet,sizin.
Manilo:( ağrılarını hissedince)evet
Hemşire yanına geldi.Yaralı bacağının sargılarını değiştirdi.Ve arkasına baka baka odadan çıktı.Her ne kadar acısıda olsa Manilo hemşireyi düşünüyordu.Birden aklına arkadaşlarıyla olan diyaloğu geldi.Aşık mı oldum?diye düşündü.Yok,dedi kendi kendine.Ama gitgide bu gerçeği kabul ediyordu.Onun hep yanında kalmasını hiç gitmemesini istiyordu.Hemşirede sık sık onun odasına geliyor,bir isteğinin olup olmadığını soruyordu.Bir gün hemşire odaya gelince;
Manilo:Nasılsınız?
Hemşire:iyiyim(yanakları kıpkırmızı olmuştu)ya siz nasılsınız?
Manilo:sizi gördüğüm her gün iyiyim.
Hemşire:(dahada kızardı ve odadan utangaç bir şekilde çıktı)
Manilo artık mutluydu, biliyordu ki,hemşirede onu seviyor.Manilo iyileşmişti,uzvunu yitirdiği için serbest bırakıldı ve köyüne dönmek için yola koyuldu..Ama adeda bir parçası geride kalmıştı.Hastehaneden çıkarken geriye döndü pencereden hemşire bakıyor ve hüngür hüngür ağlıyordu.Manilo ya beyaz bir gül attı.Manilo gülü aldı ve köyünün yoluna koyuldu.
Manilo giderken kendi kendine söyleniyordu.Hani aşk yoktu,budala!!!
Manilo karar vermiş bir heyet gönderip isteyecekti onu.Köyün büyükleri karşı çıktı ama Manilo kararlıydı.Ve heyeti ikna etti ve gönderdi.Heyet yola çıkmıştı ve nerdeyse dönme saatleri gelmişti.Manilo köyün girişinde sabırsızlıkla bekliyordu.Nihayet heyet görünmüştü.
Manilo:tamam mı?olacak demi?
Heyetten birisi:Hemşire senin teklifini kabul etmedi.
Manilo:Asla buna inanmam.
Sert adımlarla hemşirenin köyüne yöneldi.Çok üzülmüş ve muhakkak hemşireyi bulup konuşacaktı.Hastehaneye geldi ve hemşireyi buldu.
Manilo:hemşire,sen beni sevmiyor musun?
Hemşire:evet,’’seni Allah için çok seviyorum’’
Manilo:niçin kabul etmiyorsun evlenmeyi.
Hemşire:susmak istiyorum.dedi ve arkasını dönüp gitti.
Manilo köyüne döndü.Artık eski neşeli,heyecanlı,konuşkan Manilo gitmiş,adeta yaşayan ölü diyebileceğimiz bir Manilo gelmişti.Kimseyle eskisi gibi konuşmuyordu.okyanusun kıyısına gidiyor ve saatlerce orda oturup:niçin?niçin?kırmızı yanaklım niçin?diyordu.Ve bir haber geldi öbür köyden; hemşire evleniyor!Köy halkı gizlesede Manilo bunu duymuştu.Bir kez daha çökmüştü,olmaz diyordu.Hemşirem bunu yapamaz.Düğün zamanı gelmişti.Manilo ise okyanusun kıyısında ağlıyordu,lakin gözlerinde artık yaş kalmamıştı.Göz yaşı yerine kan akıyordu.Hemşirenin verdiği beyaz gül,akan kan damlalarıyla kıpkırmızı olmuştu.
Dostlarına ‘’Aşk yoktur!’’dediğinde,bir dostu ‘’ Manilo,senin aşık olmanı görmek isterdim’’sözü aklına geldi.O dostunu yanına gitti ve ,
Manilo:dostum bu sözün gerçekleşti.Ben AŞIĞIM!
Dostu:(mahçup bir ifadeyle)böyle olsun istemezdim.
Manilo:senin suçun değil!Senden bir isteğim var,yapar mısın?
Dostu:Elbette!
Manilo:bu gülü hemşireye götürür müsün?
Dostu:peki dostum.
Bir zamanlar beyaz olan ama artık Manilo ‘nun kanıyla kıpkırmızı olan gül,hemşirenin avuçlarının içindeydi.Hemşire gülünü görür görmez tanıdı,ağladı ağladı!
Düğünden günler geçmiş,Manilo hala okyanus kıyısında duruyordu.Yemeden,uyumadan,konuşmadan ve heran hemşireyi düşünerek geçen uzun gün ve geceler.Manilo eriyordu,dostları görüyor ama bir şey yapamamanın ezikliğini hissediyorlardı.Her Cuma sessizce ortalıktan koyboluyor ve hemşirenin evinin yakınındaki büyük çam ağacının altında saatlerce onun çıkmasını bekliyor ve onu gördükten sonra köyüne geri dönüyordu.Şu sözü mırıldanarak;kırmızı yanaklım niçin?niçin?
Bir ay olmuştu hemşire evleneli,bu süre içerisinde Manilo bir şey yememiş ve hasta olmuştu.Doktorlar,kalbinden başlayarak bir hastalığın yayıldığını söylüyorlardı.Çok ilğinçti ama doğruydu.Hastalık tüm vücudu kaplamıştı ve Mnilo ölüyordu.Dostları gelmiş onlara şöyle seslenmişti:
Manilo:dostlarım!Aşk vardır,onun varlığını inkar etmeyin.Ben aşk şehidiyim.Bu sözlerden sonra fenalaştı ve bir daha konuşmadı taki öleceği güne kadar.
Manilo:KIRMIZI YANAKLIM,NİÇİN? NİÇİN?

20
0
0
Yorum Yaz